Çinliler Ezelden Beri Teröristtir

03 Haziran, 2006

Doğu Türkistan Hapishanelerindeki Trajedi

Doğu Türkistan 1 milyon828 bin 418 Km kare yüz ölçümüyle 35 milyon müslümanın yaşadığı bir Türk yurdudur. Doğu Türkistan'ın halkını Uygur, Kazak, Kırgız, Özbek, Tatar Türkleri oluşturmaktadır. Doğu Türkistan'ın başkenti Ürümçidir. Doğu Türkistan Türkiyeden 1 milyon km kare geniş Türk toprağıdır. 1949. Yılı Aralik ayından sonra Çin komünist saldırganlarının işgalı altında zülum çekmektedir ve soy kırıma uğramaktadır.

Doğu Türkistan’daki Çalışma Birimleri (Bingtüen) hapishanesinde Uygurların canlı halde iken el ve ayaklarını keserek dondurucularda saklarlar. Canları istediğinde de, kızartma, haşlama veya türlü yemekler yaparak yerler. İçkilerine meze yaparlar. Onlar yalnızca karınlarını doyurmak için değil, zevk almak ve kendilerinin güçlü olduklarını ispat etmek için böyle davranırlar.

Çinliler hapse atılan tutuklular içerisinde, milli geleneklere bağlı, iyi eğitim ve terbiye almış, düşünen ve fikir sahibi olan, haklıyı- haksızı ayırt edebilen, Çinlilere, saldırgan, işgalci, haydut katil, terörist gözü ile bakan, Doğu Türkistan’ın bağımsızlığını, Doğu Türkistan halkının özgürlüğünü arzu eden, genç ve orta yaşlı Uygurları fevkalade vahşi usullerle işkencelere tabi tutarlar ve çok feci şekillerde öldürerek etlerini yerler. Organlarını organ mafyalarına satarak para kazanırlar. Vücudun kalan bölümlerini ise şehir dışındaki kırsal bölgelerde açtıkları çukurlara gömerler.

Böylesine soykırım, faşizm ve Çin terörizmini bölge Çin Komünist Partisi ve hükümete bağlı olarak numaralandırılan hapishaneler (1., 2., 3., 4., 5. …) bölge devlet güvenlik müdürlüğü (enchüenting) hapishanesi ve bütün vilayet merkezlerindeki hapishaneler ve nahiyelerdeki hapishanelerde olduğu gibi, Çin işgalcilerine karşı kolektif hareket eden, yada da hareket etme ihtimali bulunan Uygurları tespit ederek tutukladıkları anda yukarıda bahsettiğimiz hapishanelerin koridorlarındaki, kameralar kafi gelmediğinden derhal Bingtuen çalışma birimlerini gece boyunca hapishanelere taşırlar. Aynı geceden itibaren de facialı öldürme olayları başlar.
Geçen seferki hatıralarımızda anlattığımız gibi, Kaşgar vilayetindeki 3. Alaya bağlı hapishaneler arasında 2005 yılı içinde Uygurları bastırma ve sindirme hareketlerinde özel hizmetler ifa eden ve ödül alan hapishane sayısı 50’den fazladır. Söz konusu Çalışma Birimleri (Bingtuen) kendi bildikleri şekilde komünist Partisi adliye binaları, siyasi yasa komiteleri, yargı mahkemeleri, hapishaneler birliği, toplum güvenlik daireleri, Polis ve katil yetiştirme merkezleri, bağımsızlık ve adalet yolunda yürütülen haklı isyanları bastırma, aklı başında olan imanlı,inançlı, namuslu ve insani duygulara sahip olan Uygurları ve Kazakları istedikleri gibi tutuklayıp öldürmek için tesis edilmiş olup, onlar (Çinli işgalciler) kesinlikle Doğu Türkistan’a tavşan avlamak yada Doğu Türkistan’ı kalkındırmak için gelmemişlerdir.
Vatanımız içindeki ve dış ülkelerdeki bir kısım Uygur, Kazak, Kırgız, Özbek kardeşlerimiz Türk milletinin hakiki tarihini okumak değil, Çin ve Rus işgalcileri tarafından yazılan sahte propaganda kitapları tarafından ele geçirilmiş olduklarından Doğu Türkistan’daki elinde silah olmayan Çinlileri düşman değil, “Günahsız zavallı Çinli işçiler” demekten utanmıyorlar. Daha da ileri gidenleri, dış ülkelerdeki bir Doğu Türkistan teşkilatı kendi programında: “Doğu Türkistan’daki Çinlileri kendi içinde barındıran bütün halklar gibi, milleti, dini inancı, ırkı, ne olursa olsun dünyanın nasıl baktığını umursamaksızın hepsinin de Doğu Türkistan’da yaşama hakkı var, Tren vagonları içerisinde her gün binlercesi kimsenin izni olmadan Doğu Türkistan’a gelen Çinlilerinde Doğu Türkistan’da var olmaya hakları var” şeklinde dünyaya beyanat vermişlerdir.

Doğu Türkistan Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı yada dış ülkelerdeki Büyükelçilik veya Konsolosluklardan Doğu Türkistan vizesi almadan gelen bütün Çinliler bu gün fiiliyatta saldırganlık ve bir ülke sınırlarını ihlal etme suçlarını işlemiş olup, Doğu Türkistan’a girdikten sonra toprak, mal-mülk, zenginlik, hava ve su olmak üzere bütün ülke zenginliklerinden yasa dışı olarak faydalanma, Doğu Türkistan halkına zulmetme, kendilerinin teröristler güruhu olan ÇKP(Çin Komünist Partisi) ve işgalci, terörist askerlerinin himayesinde Uygurlar başta olmak üzere toprak sahiplerini tutuklayıp hapishanelerde işkence yaparak öldürmek, keyfi ölüm cezaları vererek kurşuna dizmek suretiyle öldürmek, Doğu Türkistan topraklarında atom denemeleri yaparak insan başta olmak üzere bütün canlıları zehirleyerek öldürmek ve çevreyi kirletmek gibi suçları birleştirerek değerlendirdiğimizde vatanımıza gelen her türlü Çinliye ölüm cezası vermek hafif gelir.
Vatanımıza yasa dışı olarak gelen Çinlileri işgalci ve ağır suçlu olarak görmeyen, onlarla dost olan, ayrılmayı göze alamayan Doğu Türkistanlı muhacirler ve Çin’in kölesi haline gelmiş kişilerimiz (Burhan şehidi, İsmail Ahmet,Tömür Davamet, Ablet Abdureşit, İsmayil Tilivaldi, Canabil, Hamidin Niyaz ve onlara benzeyenler ve de dış ülkelerde Çinlilere vasıta ve yardımcı olmakta olan bir kısım muhacirler) için Kengsu (Çince Gansu) bölgesindeki geniş say(eski türkçede nehir anlamında, geniş çöl gibi yer) lara büyük bir şehir inşa ediverip bu şehrin adını da “Katır Şehir”koysak. Bu şehir “milletlerarası barış” ve “Uluslar arası Enternesyonalizmin örnek bölgesi”, “Globalleşen dünya ekonomisinin deneme noktası”, “Saldırgan ve saldıtrıya naruz kalanların sarmaş- dolaş olarak iç içe yaşadığı alış-veriş şehri”, “Çinli ile Uygur, Çinli ile Kazakların bir arada yaşayabildiği, evlenebildiği, Uygur lokantaları ve Çin lokantalarında beraber oturarak yemek yiyip içki içtikleri ve birbirlerinin kadınları ile sarılarak dansedip eğlenebildikleri, dünyaya örnek olacak özel bir şehir yapıversek ne dersiniz? Çünkü onların da insan hakları var öyle değil mi?!
Çünkü Kengsu’da bin yıl önce “Kengsu-Köknur Uygur Hanedanlığı” (9-12. esir) devletinin toprakları olduktan sonra Doğu Türkistan’ın “Kengsu Katırlar Otonom Bölgesi” sıfatıyla müşterek bir devlet olsa uluslar arası yasalara ters düşen neresi var dersiniz? Bu otonom bölgeyi Doğu Türkistan’ın özel bir idari bölgesi veya şehri olarak nitelendirilebilir. Onların güvenliğini Doğu Türkistan ordusu sağlar fakat, başka işlerine karışmaz. İçkimi içer, dans mı eder, sokağa çırılçıplak mı çıkar, zinamı eder ne yaparsa yapsınlar. Fakat insan eti yemeye müsaade edilmez o kadar. Bu otonom bölgenin manevi özgürlük meselesine gelecek olursak, puthane, kilise, mescit, falungong ibadethanesi, komünizm ibadethanesi gibi yerlere izin veririz. ÇKP gibi dine itikat edenleri yakalayıp öldürmeyiz.

Uygurcadan Çeviren:Mehmet Emin BATUR (Allah razi olsun!)